Seriyi yaratan Epic Games’in yerini The Coalition alırken, hikâyenin merkezine de Marcus Fenix’in oğlu JD Fenix oturur. Bu hem cesur bir karar hem de devasa bir mirası devralmak demektir. Peki, bu değişim işe yaramış mı?
İlk üç Gears of War oyununda sert ve karanlık bir savaş atmosferi hakimdi. Görsel palet kasvetliydi, karakterler adeta Yunan trajedyasından fırlamış gibiydi, düşmanlar korkutucuydu. Gears of War 4, yeni nesil grafik motoruyla bu karanlık atmosferi koruyor ama biraz daha “parlak” bir dünyaya geçiyor. Yeni kahramanlar, daha genç, daha esprili ve yer yer Marvelvari bir havaya sahipler. Bu, bazı eski oyuncular için bir kırılma noktası olabilir. Ancak The Coalition, serinin temel çatışma mekaniğini, kapak sistemiyle bütünleşmiş taktiksel ilerlemeyi ve ikonik silahları ustalıkla muhafaza ediyor.
Oyun, Marcus Fenix’in savaştan çekilmesinden yıllar sonra geçiyor. İnsanlık, Locust tehdidini geride bırakmış ama bu sefer doğanın kendisi tehdit haline gelmiş: “The Swarm” adlı yeni düşman türü ortaya çıkıyor. JD Fenix ve yakın dostları Del Walker ile Kait Diaz, başta basit gibi görünen bir görevde yavaş yavaş yeni bir istilanın ayak seslerini duyuyorlar. Oyunun ilk birkaç saati, seriye kıyasla daha düşük tempolu ama karakter tanıtımına önem veren bir anlatımla ilerliyor.
Kait’in hikâyedeki yeri özellikle dikkat çekici. Ailesi Swarm tarafından kaçırılan Kait, oyunun duygusal yönünü taşıyan ana karaktere dönüşüyor. Özellikle annesi Reyna üzerinden gelişen hikâye, Gears 5’te daha büyük bir yere evrilecek olayların temellerini atıyor. Bu da Gears of War 4’ü, bir geçiş oyunu olmaktan çıkarıp, bir “yeniden doğuş” hikâyesine dönüştürüyor.
Gears of War serisinin en ayırt edici özelliklerinden biri, kapak tabanlı savaş sistemi. Bu sistemin temelinde “koş, kapak al, nişan al, ateş et, tekrar kapağa dön” ritmi yatıyor. Gears of War 4, bu sistemi akıcı ve modern hale getiriyor. Kapaklar arasında geçiş daha hızlı, düşmanı kaptırma mekaniği (pull over) sayesinde yakın dövüş daha taktiksel hale geliyor. Ayrıca yeni düşman türleri, oyuncuyu kapaktan çıkmaya zorluyor. Bu da oynanışı dinamize eden bir faktör.
Oyundaki silah yelpazesi, klasik Lancer’dan (zincirli testere tüfeği) yeni Dropshot gibi silahlara kadar geniş. Dropshot, yer altından patlayıcı fırlatarak düşmanı alt etmenize olanak tanıyor. Kestirmeden söylemek gerekirse: silahlar hâlâ güçlü, ölüm hâlâ görkemli.
Oyunda iki ana düşman türü var: DeeBees (insanların ürettiği robotlar) ve Swarm (Locust benzeri yaratıklar). DeeBees, özellikle ilk bölümlerde oyunun temposunu düşürebiliyor. Robotlarla savaşmak, Locust ya da Swarm kadar tatmin edici değil. Ancak ilerledikçe Swarm düşmanları devreye giriyor ve işler daha eğlenceli hale geliyor. Özellikle “Snatcher” ve “Pouncer” gibi yaratıklar, klasik Gears çatışma dinamiklerini değiştirip oyuncuyu sürekli hareket etmeye zorluyor.
Gears of War 4, Unreal Engine 4 ile geliştirilen ilk Gears oyunu. Grafiksel anlamda oldukça etkileyici. Yüz animasyonları gerçekçi, çevresel detaylar (fırtına sırasında uçuşan parçacıklar, dalgalanan yapraklar, yıkılan binalar) başarılı şekilde aktarılmış. Oyunun atmosferi bir yandan canlı ve renkli, diğer yandan post-apokaliptik kasveti hissettirecek kadar gri. Özellikle “Windflare” fırtınaları sırasında yaşanan fiziksel yıkım ve çevresel etkileşimler göz kamaştırıyor.
Oyunun müzikleri Ramin Djawadi tarafından bestelenmiş. Game of Thrones dizisinin de müziklerine imza atan Djawadi, burada hem hüzünlü anlara hem de yoğun çatışma sekanslarına uygun epik bir ton yakalamış. Silah sesleri her zamanki gibi doyurucu. Lancer’ın zincir testeresinden çıkan ses, tüyleri diken diken etmeye devam ediyor. Karakterlerin seslendirmeleri başarılı, ancak JD ve Del’in diyalogları bazen fazla “cool gençlik filmi” havasına kayabiliyor.
Gears of War 4’ün en güçlü yönlerinden biri çok oyunculu modları. Horde 3.0, beş kişilik ekiplerin 50 dalgaya kadar hayatta kalmaya çalıştığı klasik moda yepyeni roller ve yapılar getiriyor. Engineer, Soldier, Scout, Sniper, Heavy gibi sınıflar sayesinde görev paylaşımı artıyor. Ayrıca savunma yapıları inşa etmek ve enerji toplamak gibi stratejik öğeler de eklenmiş.
Versus modunda ise klasik Team Deathmatch, King of the Hill gibi modların yanı sıra Dodgeball gibi eğlenceli alternatifler bulunuyor. Silah dengesi büyük ölçüde başarılı, ancak oyunun çıkış döneminde yaşanan bağlantı sorunları ve eşleşme problemleri birçok oyuncuyu rahatsız etmişti. Şu an bu sorunların büyük kısmı düzeltilmiş durumda.
Tek oyunculu hikâye yaklaşık 8-10 saat sürüyor. Ancak co-op oynanışı, hem aynı ekranda hem çevrimiçi olarak desteklemesiyle tekrar oynanabilirliği ciddi şekilde artırıyor. Ayrıca Horde modunda yüzlerce saat geçirmeniz mümkün. Oyunda bulunabilen koleksiyonluk öğeler ve zorluk seviyeleri de tekrar oynama isteği uyandırıyor.






